Türk Turizminin en büyük sorunlarından birisi olan personel sorunları hakkında Marlen Hotel Mavişehir Genel Müdürü Sayın Tuğfan Zaman şu açıklamalarda bulundu:
Türk turizmi, 2026 yılına yönelik büyüme hedeflerini konuşurken, sektörün derinleşen bir sorunla karşı karşıya olduğu gerçeği göz ardı edilemez: Kalifiye personel eksikliği. Pandemi sonrası toparlanma süreciyle birlikte rekor seviyelere ulaşan ziyaretçi sayıları, ne yazık ki hizmet kalitesinde aynı yükselişi beraberinde getiremedi. Özellikle ‘dört mevsim turizm’ hedefinin anahtarı olan şehir otelciliği, bu sorunun merkezinde yer alıyor.
Şehir Otelciliğinde “Hayalet Sezon” Korkusu
Türkiye’de turizm denildiğinde akla ilk olarak Akdeniz ve Ege’deki görkemli resortlar gelse de, İstanbul, Ankara, İzmir gibi metropollerdeki şehir otelciliği, kongre, iş ve kültür turizminin bel kemiğini oluşturur. Bu oteller, yılın 12 ayı hizmet veren, istikrar ve yüksek hizmet kalitesi gerektiren yapılardır. Ancak, sektördeki personel hareketliliği, şehir otelciliğinin sürdürülebilirliğini ciddi şekilde tehdit ediyor.
“Bizim için en büyük zorluk, yetişmiş, deneyimli ve yabancı dil bilen personeli yıl boyu bünyemizde tutabilmek. Bir personel yetiştirmek ciddi bir yatırım ve zaman gerektiriyor. Ancak ne yazık ki, her yaz sezonu geldiğinde bu arkadaşlarımızın önemli bir kısmı, Ege ve Akdeniz’deki sezonluk otellerin daha cazip, kısa vadeli yüksek ücret tekliflerine yöneliyor.”
Bu durum, şehir otellerini adeta bir “personel yetiştirme okuluna” dönüştürüyor. Kış aylarında düşük dolulukla ayakta kalmaya çalışan şehir otelleri, yeni personelleri eğitir; yaz geldiğinde ise tam donanımlı bu personeli sezonluk otellere kaptırır. Sonuç: şehir otelleri yaz aylarında hem iş yükü artmış hem de kalifiye personelini kaybetmiş olarak kalır. Bu döngü, şehir otelciliğinin hizmet kalitesini düşürerek kurumsal imajına zarar veriyor.
Sezonluk Cazibe vs. Kariyer İstikrarı
Sezonluk otellerin, kısa dönem için yüksek prim ve konaklama gibi yan haklar sunması, genç profesyoneller için elbette cazip bir seçenek. Ancak bu durum, turizm kariyerinin istikrarını ve sürdürülebilirliğini baltalıyor. Birçok çalışan, profesyonel gelişim ve kariyer yolculuğundan ziyade, dönemsel kazanca odaklanmak zorunda kalıyor.
Çözüm Nerede? Yıl Boyu İstihdam Modeli Şart
2026 ve sonrası için turizm sektörünün bu kanayan yarasına neşter vurulması gerekiyor. Çözüm, sadece ücret artışında değil, aynı zamanda personelin kariyerine yatırım yapmakta ve yıl boyu çalışma kültürünü cazip hale getirmekte yatıyor:
Personel Barınma ve Yan Haklar: Sezonluk otellerin sunduğu konaklama ve yemek imkanları gibi avantajların, büyük şehirlerdeki otelcilik sektörüne de yıl boyu entegre edilmesi.
Kariyer Gelişim Planları: Personelin, şehir otellerinde kalarak yönetim kademelerine yükselebileceği, düzenli eğitimlerle desteklenmiş net kariyer haritalarının sunulması.
Vergi Teşvikleri: Devletin, turizm sektöründe yılın 12 ayı istihdam sağlayan ve personelini sürekli eğiten işletmelere yönelik vergi ve SGK prim teşviklerini artırması.
“Turizmde Kış Güvencesi” Modeli: Kalifiye personelin yaz-kış yer değiştirmesini en aza indirecek, iki bölge arasında geçişi zorlaştıran bir istihdam modelinin teşvik edilmesi.
Eğer Türk turizmi, sadece sayısal büyüme ile değil, aynı zamanda hizmet kalitesiyle de dünya çapında rekabet etmek istiyorsa, 2026 yılından itibaren en önemli önceliği insana yatırım ve kalifiye personel tutundurma stratejileri olmalıdır. Aksi takdirde, tesisler ne kadar yeni olursa olsun, hizmet kalitesindeki düşüş nedeniyle ‘5 yıldızlı’ tesislerde ‘3 yıldızlı’ bir deneyim yaşanması kaçınılmaz olacaktır.
Yorum Yap