Sektörün deneyimli ismi Bodrum Golden Age Hotel Genel Müdürü Yücel Koçak Kurban Bayramı sonrası sektöre dair önemli açıklamalarda bulundu:
Kurban Bayramı boyunca otellerimiz doluydu. Aileler tatil yaptı, çocuklar eğlendi, insanlar yılın yorgunluğunu attı. Elbette turizm adına sevindirici bir tablo. Ancak yıllardır turizmin içinde olan biri olarak her bayram sonrası içimi burkan bir konuya değinmeden geçemiyorum: Yemek israfı. Açık büfe sisteminin mantığı, misafirin istediği ürüne kolayca ulaşabilmesidir. Ne yazık ki bazı durumlarda bu sistem, ihtiyaç kadar almak yerine görebildiği her şeyi tabağına doldurma yarışına dönüşebiliyor.
Bir insanın aynı anda et, balık, tavuk,makarna, pilav, salata, tatlı ve meyveyi tek tabakta topladığını görünce insan ister istemez düşünüyor. Çünkü o tabağın önemli bir kısmının yenmeden çöpe gideceğini artık tecrübeyle biliyoruz.
Oysa o yemeklerin her birinde büyük bir emek var. Sabahın erken saatlerinde mutfağa giren aşçılar, hazırlık yapan personeller, ürünleri tedarik eden üreticiler, taşıyanlar, servis edenler… Bir lokma ekmeğin bile arkasında uzun ve zahmetli bir emek yolculuğu bulunuyor.
Konu sadece otellerin maliyeti de değil. Daha fazla üretim, daha fazla enerji tüketimi, daha fazla su kullanımı ve daha fazla atık demek. Dünyanın birçok yerinde insanlar temel gıdaya ulaşmakta zorlanırken tonlarca yiyeceğin çöpe gitmesi hepimizi düşündürmeli.
Aslında çözüm çok basit: Az alın, bitirin, tekrar alın.
Açık büfenin güzelliği de burada zaten. Kimse ikinci kez almanıza engel olmuyor. Ancak çöpe giden her tabak; emeğin, nimetin, alın terinin ve doğal kaynakların sessizce yok olması anlamına geliyor.
Üzücü olan ise bu davranışın hâlâ çok yaygın olması. Çoğu zaman insanlar çevresindekilerin yaptığına bakarak hareket ediyor. Bir kişi tabağını gereğinden fazla doldurduğunda, diğerleri de aynı şekilde davranmaya başlıyor. Adeta görünmez bir yarış oluşuyor. Sanki açık büfeye değil de bir daha hiç yemek bulamayacakmış gibi yaklaşılıyor. Oysa açık büfe bir yarış alanı değil, ihtiyacımız kadarını alıp keyifle tüketebileceğimiz bir hizmet anlayışıdır.
Bazen insan düşünüyor; evinde hazırladığı yemeğe gösterdiği özeni, oteldeki açık büfede neden göstermiyor? Kendi mutfağında çöpe gitmesine üzüleceği birçok yiyecek, tatildeyken farkında olmadan tabakta bırakılabiliyor. Oysa israfın adresi değişse de sonucu değişmiyor.
Unutmamalıyız ki israf sadece çöpe atılan yemek değildir; israf edilen su, enerji, emek, zaman ve geleceğimizdir. Bugün tabağımızda bıraktığımız bir lokma, yarın çocuklarımıza bırakacağımız dünyanın kaynaklarından eksilen bir parçadır.
Gerçek zenginlik tabağımıza ne kadar koyduğumuzla değil, aldığımızın ne kadarını değerlendirebildiğimizle ölçülür. Çünkü nimet, değeri bilindiğinde bereket olur. Aksi halde geriye sadece dolu çöpler ve boşa harcanmış emek kalır.
Bayramlar paylaşmanın, şükretmenin ve kıymet bilmeyi hatırlamanın günleridir. Bayram bitmiş olabilir ama sofraya, emeğe ve nimete duyduğumuz saygı her gün devam etmelidir. Belki de değişim, bir sonraki öğünde tabağımıza biraz daha az alıp bitirmekle başlayacaktır.
Çünkü geride bıraktığımız en güzel iz, tükettiğimiz kadar değil; koruyabildiğimiz kadar değerlidir.
Yorum Yap