Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Yönetim Kurulu Başkanı Müberra Eresin, resort oteller ile şehir otellerinin aynı dinamiklere sahip olmadığına dikkat çekerek, “Şehir otelleri yılın tamamına yayılan farklı bir talep yapısıyla faaliyet göstermekte olup, klasik sezonluk istihdam modeli bu işletmeler için geçerli değildir. Bu nedenle kamu desteklerinin, sektörün farklı segmentlerinin ihtiyaçlarını gözeten, adil ve dengeli bir yaklaşımla tasarlanması büyük önem taşımaktadır” dedi.
İstihdamın sürdürülebilirliğinin sadece mali teşviklerle sağlamanın mümkün olmadığını kaydeden Eresin, “İşletmelerin özellikle kış aylarında da faaliyetlerini sürdürebilmeleri için düşük sezonda iç turizmi canlandıracak mekanizmaların devreye alınması büyük önem taşımaktadır. İç turizmi destekleyecek yeni teşvikler, tatil kampanyaları ve seyahati özendirici uygulamalar sektörün yıl boyunca canlı kalmasına katkı sağlayacaktır.
Dünya’dan Recep Erçin’in paberine göre, sadece dış turizme dayalı bir yapıyla sezon dışı istihdamı korumak giderek daha zor hale gelmektedir. İspanya, İtalya, Fransa, Almanya ve İngiltere gibi turizmde güçlü ülkelerde iç turizm, dış turizm kadar hatta bazı dönemlerde daha yüksek bir hareketlilik yaratmaktadır. Bu ülkelerde iç turizm, sektörün yıl boyunca ayakta kalmasını sağlayan en önemli unsurlardan biridir. Türkiye’nin de sürdürülebilir turizm hedeflerine ulaşabilmesi için dış pazarların yanı sıra güçlü ve canlı bir iç turizm politikası oluşturması artık stratejik bir zorunluluktur” dedi.
Son yıllarda sağlık, spor, kültür, gastronomi ve MICE gibi alternatif turizm alanlarında kaydedilen gelişmelerin resort destinasyonlarının faaliyet sürelerini uzatmaya katkı sağlasa da, turizmi 12 aya yayma hedefinin henüz arzu edilen seviyeye ulaşamadığına işaret eden Eresin, “Mevsimsel çalışma modeli yalnızca istihdamın sürekliliğini değil, aynı zamanda nitelikli iş gücünün sektörde tutulmasını da olumsuz etkilemektedir.
Çalışanların sektöre bağlılığının güçlenmesi, mesleki gelişimlerinin desteklenmesi ve hizmet kalitesinin korunabilmesi için yılın tamamına yayılan sürdürülebilir bir çalışma ortamının oluşturulması gerekmektedir. Bu noktada düşük sezonda düzenlenen uluslararası organizasyonlar stratejik önem taşımaktadır.
Kasım ayında gerçekleştirilecek COP31 Konferansı kapsamında yaklaşık 30 bin yabancı ziyaretçinin ülkemize gelmesi beklenmektedir. Bu ölçekte uluslararası etkinliklerin sezon dışı dönemlerde artırılması, yalnızca turizm gelirlerine katkı sağlamakla kalmayacak, işletmelerin daha uzun süre açık kalmasına, istihdamın korunmasına ve sektörün yıl geneline yayılan sürdürülebilirliğine de önemli katkı sunacaktır” dedi.
“Sektörün sürdürülebilirliği açısından son dönemde atılan bazı adımları da olumlu buluyoruz” diyen Eresin, “Konaklama vergisinin yüzde 2’den yüzde 1’e indirilmesi sektör adına önemli bir düzenleme olmuştur. Aynı şekilde TBMM’ye sunulan ve işverene sağlanacak olan çalışan başına aylık 3 bin 500 TL SGK prim desteği öngören teklif de istihdamın korunması açısından son derece değerli bir girişimdir.
Bununla birlikte, söz konusu desteğin etkisinin en yüksek seviyeye ulaşabilmesi için uygulama döneminin yeniden değerlendirilmesinde fayda görüyoruz. Desteğin Mayıs-Aralık 2026 yerine, sektörün en düşük doluluk oranlarıyla faaliyet gösterdiği ocak-mayıs dönemini de kapsayacak şekilde uygulanması çok daha güçlü bir etki yaratacaktır. Özellikle kış aylarında faaliyetini sürdürmeye çalışan oteller açısından bu destek, işletmelerin açık kalmasına ve istihdamın korunmasına doğrudan katkı sağlayacaktır” diye konuştu.
Turizm sektörünün rekabet gücünü ve istihdam kapasitesini artırmak için ilave destek mekanizmalarına da ihtiyaç olduğunu dile getiren Eresin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle şehir otellerinin farklı maliyet yapısını dikkate alan uygulamalar geliştirilmeli ve sektörün dinamiklerine uygun esnek çalışma modelleri hayata geçirilmelidir. Mevcut İş Kanunu, turizmin değişken talep yapısıyla tam anlamıyla örtüşmemekte, başta gençler ve kadınlar olmak üzere birçok kişinin sektöre katılımını zorlaştırmaktadır. Turizmin çalışma gerçeklerine uygun esnek istihdam modellerinin geliştirilmesi, hem işletmelerin verimliliğini artıracak hem de nitelikli iş gücünün sektörde kalıcılığına önemli katkı sağlayacaktır.”
Yorum Yap